Duygularımın öldüğü bir deniz kenarında düşlemekteyim,
Güneş her şeye rağmen gülümserken ben ona inat ağlamaktayım,
Dalgalar kayaları döverken ruhum isyanlarda,
Ben yine maziye dalıp hatalarıma bağırmaktayım…
Belki de benim yazımdır her ağlamanın sonunda gülmek,
Her kışın sonunda güneşi beklemek,
Her hüznün sonunda ümitleri yeşertmek…
Belki de benim kaderimdir, ağlarken gülmek…
Ben her gecenin sabahında,
Her alaca karanlığın aydınlığında,
Her güneşin doğuşunda,
Yeniden ölenlerdenim arkadaş…
Kaderin cilvesine bak, o anı yaşadığımız yerdeyim,
Hiç aklımda yoktu buraya gelmek, nedensizim,
Bu sefer küçük bardak çay, bir de poğaça aldım.
Kaşarlısı yokmuş, zeytinlisiyle bir de anılarla yetindim…
Terk edilmekte varmış yalnızlık içinde Boğulmakta varmış sessizlikte
Devamini Oku >>>
Hani canı acırda insanın akıtır ya iki damla,
Hani bir kuş yuvasını bozarsında elini iki yanağına yaslayıp dudak bükersin ya,
Ve ardından gözlerin ıslanır ya,
Evet, işte böyle ağlıyorum…
Aşk ateşten bir kormuş,
Kalplerde değil dillerde dururmuş,
Gönüller değil gözler konuşurmuş,
Karanlık bulutlar çökmüş üzerine, esiyordu rüzgar keskin…
Deniz yorgun, dalgalar hırçın, martılar üzgün…
Ben ve İstanbul bugün bir hoştuk, ağlıyorduk için için…
Kelimeleri kısa kısa söylemek istiyorum,
Ne gerek var ki, uzun uzun anlatmaya?
Hangi eşsiz anlamlı cümleleri kuracaktım ki doya doya?
Boğazıma düğümlendi laflar konuşamıyorum…