|
Pazartesi, 07 Eylül 2009 14:02 |
|
Bir baharın başlangıcıydı yaşadığım onca gelin gibi duygular… Her biri, baharda açan tomurcuk gibi heyecanlı, el değmemiş ve hisliydi… Miski amber kokusu sarardı benliğinizi, eğer siz de bu hissiyatta olsaydınız… Zamanla boy verdi, yeşeren yapraklar gibi hayallerim, artık duramıyordum, bir kuş misali süzülmeliydim kurduğum küçük dünyamda… Özgür bırakmalıydım ruhumdaki güzellikleri sahibine…
|
|
|
Salı, 14 Temmuz 2009 09:37 |
|
Havva ve Adem’dir insanlığın başı. Cennetten kovulunca her ikisi de, suçlanmıştır kadın. Çünkü şeytana uydurmuştur kadın… Habil ile kabil kız kardeşleri için kavga edince, ilk insanlık ayıbı yapılmıştır… Ölüme neden olmuştur masum kadın… Derken, günümüze kadar nesil artmıştır, annelik payesi verilmiştir kadına…
|
|
Salı, 14 Temmuz 2009 09:05 |
|
Ev dediğimiz şey sadece dört duvarı, kapısı çatısı olan mıdır? Yoksa ev içerisinde huzuru, mutluluğu, ümitleri, hayalleri barındıran bir sığınak mıdır? Eğer ikisi de bir arada bütünleşmiyorsa o ev, ev değildir. Evsiz bir çocuk düşünün; köprü altlarında hayatın demir pençelerine karşı mücadele ediyor. Uzatılan ellerin kirli mi temiz mi olduğunu idrak edemeden şefkat ve merhamet yellerinin eseceğini temenni ediyor.Kimsesizliğini paranın sıcak yüzüyle izole ediyor. Eline para vereni sevgili addederken vermeyeni lanetliyor… Çünkü onun için para sevgi, mutluluk, aile, yuva… demektir.
|
|
|
|
|
|
|