Münazaradan öte, daha çok horoz dövüştürme meydanına döndü sahne. Uğur Dündar bu müsabakada tavrını bozdu.
Dündar kantarı Kılıçdaroğlun’a vermiş topuzu da kendi eline almış gibiydi.
Sanki hedefini seçmiş, bütün oklarını o hedefe fırlatıyor.
Her şey önceden planlanmış gibi bir durum vardı.
Psikolojik savaş rüzgarı, adeta Gökçek’e doğru esiyordu.
Zaten mekan da bu sirkülasyona müsait durumda.
İzleyici karar merci olarak belirleniyor fakat kararlar Dündar’ca zaten yönlendiriliyordu.
Evet, düellonun uyandırdığı genel intiba kanaatimce buydu.
Gelelim konuşulan mevzuya… Uğur Dündar Gökçek'e: “doğalgaz okuma sayaçlarında milyonlarca avroluk yolsuzluk yapılıyor mu?”sorusunu sordu ve lütfen bu konu dışına çıkmayın diye ekledi.
Gökçek: Yolsuzluk yapmak şerefsizliktir... Eğer ben değilsem buradan bir kişi şerefsiz olarak çıkacak... Kılıçdaroğlu belgeleri açıklasın lütfen...
Kılıçdaroğlu: şuan kendini savunuyor... Eğer kaçsaydım bunu gerçekten yapacak mıydın?
Gökçek: Konumuzla alakalı değil ama gerçekten yapacaktım. Konu dışına sapmayın lütfen...
Dündar tekrardan Gökçek'i uyarır.
Kılıçdaroğlu: 168 Avro sayaç aldınız ve Ankara'yı Avrupa'da gülünç duruma düşürdünüz...
Gökçek: Göster o zaman faturasını… Ben Bu Konuyu saptırmam...
Kılıçdaroğlu: 224,5 Dolarlık sayaç aldınız mı, Ankara halkına sattınız mı? Ankara halkını nasıl soyup soğana çevirdiniz açıklayın...
Gökçek: Sen 168 Avro sayaçlarının faturasını göster...
Uğur Dündar: Sayın Gökçek lütfen izin verin... Bu programı ben yürütüyorum... Lütfen ama...
Kılıçdaroğlu: 168 Avro değil pardon 168 dolar...
Gökçek: Ha gördünüz mü?
Dallanan budaklanan soru bir tane ama konuşulan mevzu ayrı… Bu kısacık mevzudan dahi, amacın “çamur at izi kalsın, yenemesen de yıprat” politikası olduğu aleni anlaşılıyor.
Asıl amaç nedir mi? Bu tartışmadan prim elde etmek, yaklaşan seçimlerde oy kazanmak… Fakat halk her şeyi görüyor, gerçekleri anlayabiliyor…
Ben bu gibi konuların tartışılmasından yanayım, fakat adil bir şekilde, amaçlar saptırılmadan, taraf tutulmadan… Elbette herkesin tarafı olur fakat münazarayı yönetenin tarafı olmamalı!
Diyeceğim şu ki: Bu gibi tuzaklara ne millet düşsün ne de milletin vekili…