|
Cumartesi, 09 Ekim 2010 12:52 |
|
Merve bulut tarafından yazıldı. |
|
|
Canım çok yandığı geceler, için için ağladım, Gecenin koynunda, haykırmak istedim ama, çıkamayan sesimin boğukluğuna ağladım, Bir buğulu camın ardında, maziye bakınca keşkelerime ağladım, Mutlu bir tabloda; mutsuzluğuma, çalınan saadetime, hayallerime ağladım, Sağanak yağan yağmurun ardından çıkmayan gökkuşağı gibi; aşkımın sonunda vuslatın olmayışına ağladım,
Sadakatin ardından gelen hıyanet gibi, samimiyetin ardından gelen soğukluğa ağladım, Verilmiş sözlerin, edilmiş yeminlerin suya yazılmış gibi, bir damlada dağılmasına ağladım, Kalabalıklar içinde yalnızlığıma rağmen, gözyaşlarımın kıyıya vurduğunda akamamasına ağladım, Ruhumu saran sancıların, sahte gülücüklerle bezenmesine ağladım, Dışardan bakıldığında buzdağının sadece parıltısının yansımasına, dibe vurmama rağmen kurtarılmayışıma ağladım, Kuyuya atılmış Yusuf gibi çaresizliğime, kimsesizliğime ağladım, Aşkından gözüne perde inmiş Züleyha gibi, aşkın arkadan vurulan hançerle ortaya çıkmasına ağladım, Ferhat'ın şirin için dağları delmesine rağmen, bir dağ gibi olamayışıma, delinemeyişime, yarılan dağdan akan suların gönlümde çağlayamayışına ağladım, Çöllere düşen Mecnun'unu yakan çöller gibi, sevdamın bir aşk bedevisini yakmayışına ağladım, Bülbül'ün güle olan sevdasında başka güllere konduğu gibi, yarin başka dallarda şakıdığını düşündüğümde ağladım, Ağladım evet, çok hem de çok, En çok da, Hz. Hamza gibi parçalanarak ölüp de onun gibi cesur olamayışına ağladım....
Merve Bulut
Okunma: 550 |
Yorumlar